İran, Türkiye ve Ortadoğu’nun Geleceği

Arap Baharından sonra Ortadoğu’da çok fazla değişiklik yaşandı. Diktatörler devrildi, yeni yönetimler kuruldu, milyonlarca insan hayatını kaybetti ve milyonlarcası da evlerini terk etmek zorunda kaldı. Tabi ki uluslararası ilişkilerde de önemli değişiklikler yaşandı, İran ve Türkiye arasında olduğu gibi...

İran’ın son P5+1 görüşmelerinde attığı adımlar ülke adına önemli bir başarıydı. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın İran’a yaptığı ziyaret de oldukça önemliydi. Iki ülkenin de liderleri birbirlerini kucaklayarak, ülkeleri arasındaki ticaretin daha da gelişmesine yönelik arzularını yinelediler.

İki ülkenin arasındaki bu ticari iş ortaklığı, Ortadoğu’daki mevcut bela ortamının giderilerek bölgedeki istikrarın sağlanması adına güzel bir gelişme. Ancak çözülmesi gereken daha büyük sorunlar var.

Öncelikle Ortadoğu’nun acil yardıma ihtiyacı var. Bölgedeki insanlar, din anlamında kardeş oldukları ve Allah tarafından kendilerine birbirlerini sevmeleri ve korumaları emredildiği halde, mezhep farklılıkları nedeniyle birbirlerini öldürüyorlar. Yüzyıllar boyunca dış güçler tarafından bölgenin dini yapısına özenle dokunan uzlaşmazlıklar artık kökleşmiş durumda. Günümüzde ise bölge ülkeleri dış güçler tarafından kendi güç oyunları ve çıkarları doğrultusunda sömürülüyor.

Bugün Ortadoğu’da birkaç ülke dışında “kargaşanın yaşanmadığı tek bir nokta bile yok” belki iddialı bir cümle gibi görünebilir ama mevcut durumu özetlediğimiz de bu daha iyi anlaşılacaktır:

-Suriye’de 10 bini çocuk yaklaşık 200.000 kişi sivil savaş nedeniyle hayatını kaybetti. 10 milyon Suriyeli evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bunların 3 milyonu yine çocuktu.[i]

-Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetimi askeri bir darbe ile son buldu. Darbenin sonucunda 2.655 kişi öldü ve 16.000 kişi yaralandı [ii] Şu anda 3.000 kişi ölüm cezasına çarptırıldı ve 18.000 siyasi suçlu hapiste.[iii]  Birçoğuna göre Hüsnü Mübarek yönetimi Mısır’daki mevcut durumdan çok daha iyiydi.

-Yemen ise Şii Husiler ve Suudi Arabistan tarafından desteklenen Sünni yönetim arasındaki şiddetli çatışma nedeniyle bölünmüş durumda. Hükümet düşmek üzere ve Birleşmiş Milletler rakamlarına göre çatışmalar nedeniyle 600 kişi öldü, 2.200 kişi yaralandı ve 100.000 kişi göç etmek zorunda kaldı.[iv]

-42 yıllık Libya lideri Kaddafi’nin hunharca katledilmesinden sonra, ülke IŞİD dahil farklı grupların ve yaklaşık 300 farklı milis gücünün, laik grupların, dini toplulukların, kabilelerin ve dış güçlerin mücadele ettiği derin bir sivil savaşın içine sürüklendi. Bu mücadelenin sonucunda 2.800 kişi hayatını kaybetti ve savaş ekonomiyi alt üst etti.[v]

-Irak’ta 15 binin üzerinde ve çoğu sivil kişi uzun soluklu mezhepsel çatışmalar nedeniyle hayatını kaybetti. Bu, 2007 yılında en yüksek noktasına ulaşan sivil savaşın getirdiği en yüksek ölüm rakamı. Dağılmanın eşiğinde olan ülkedeki ölüm sayısının daha yüksek rakamlara ulaştığına dair yorumlar da var. [vi]

-Hıristiyan azınlıklar da bölgede oldukça baskı altında ve yüzyıllardan beri yerleşik oldukları yurtlarını terk etmeye zorlanıyorlar.

Halkın çoğunluğunun Müslüman olduğu bu bölgede Müslümanlar birbirleri ile savaşmakla meşgulken, dünyanın diğer yerlerindeki Müslümanlar baskı altında, hedef durumunda ve katledilmeye devam ediliyor. Myanmar’da Rohinya, Çin’de Doğu Türkistan, Tayland’da, Filipinler’de, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde, Sudan’da ve dünyanın diğer yerlerinde yaşayan Müslüman azınlıklar hedef alınıyor ve yardım çığlıklarına rağmen zulüm içinde acı çekiyorlar.

Sayın Erdoğan’ın da açık bir şekilde ifade ettiği ve Sayın Ahmedinejad’ın da Türkiye ziyareti esnasında nezaketen camide Sünni bir imamın ardında ibadet ederek gösterdiği gibi, Müslümanların Şii ya da Sünni olarak etiketlenmek yerine Müslüman olarak kabul görmeleri çok önemli. Türkiye ve İran ve tüm Müslüman camiası sadece birleşirler ve birbirlerini mezhep, inanç ve kültür farklılıklarına rağmen severlerse barışı ve istikrarı sağlayabilirler.

Eğer Müslümanlar İslam dünyasının farklı unsurlarının tek bir İslam çatısı altında birleşmesinden yana olurlarsa, bunun sonucunda elde edilecek kuvvetin eşi benzeri olmaz. Öyle ki ekonomik gücü, askeri etkisi ve dünya çapındaki olaylar üzerindeki ağırlığı ile tarihte görülmemiş bir yapılanma meydana gelir. Müslüman ülkelerdeki zengin doğal kaynaklar, elde edilen iş gücü ve ülkelerin ortak askeri kapasitesi ile dünya genelinde barışa ve refaha yönelik herhangi bir tehdit rahatlıkla engellenebilir. Bu birlik Şiileri, Sünnileri ve diğer tüm Müslüman grupları kapsadığı için kardeş kavgasının da sona ermesini sağlayacaktır.

Aslında Ahmedinejad’ın 2008 yılında Türkiye-İran ilişkileri hakkındaki ifadeleri ne yapılması gerektiğinin bir özeti niteliğinde olduğu için önem taşıyor:

“İran ve Türkiye’nin birbirlerinin eksikliklerini tamamlayabileceklerine ve iki ülkenin işbirliği ile tüm bölgenin güvenliğini ve dünya barışını sağlayabilecek büyük bir gücün ortaya çıkarılacağına inanıyoruz” dedi ve şöyle devam etti: “Türk halkını canı gönülden seviyoruz. Bu sevginin kökeninde inançlarımız yatıyor. Sonsuza kadar birbirimizin yanından ayrılmayacağız.”[vii]

Türkiye ve İran böyle bir harekete önderlik edebilecek güçte iki önemli ülke. Her iki ülkenin de diplomasi ve barışın sağlanması gibi hususlarda binlerce yıllık deneyimi ve mirası var. Her ikisi de güçlü ekonomileri, etkileyici askeri güçleri ve parlak gelecekleri olan ülkeler. Barış için ittifak etmeleri zincirleme bir tepkimeye neden olabilir. Güçlerini böyle bir yapıyı oluşturmak için kullanmaya başladıklarında, diğer ülkeler de de destek vererek bu kuvvetli ittifaka dahil olmak isteyecektir.

Bu iki güzel ülkenin birleşmesinin ve yüzyıllardır süregelen dostluklarını barışçıl bir girişim dalgasına önderlik etmek için pekiştirmesinin tam zamanı. Bölgedeki insanların buna acilen ihtiyacı var.


[i] http://time.com/24741/the-cost-of-war-syria-three-years-on/
[ii] https://www.middleeastmonitor.com/news/africa/9021-statistics-reveal-casualties-since-military-coup-in-egypt
[iii] http://uk.reuters.com/article/2015/04/09/uk-turkey-egypt-idUKKBN0N00YG20150409
[iv] http://www.haaretz.com/news/middle-east/1.651293
[v] http://www.ft.com/intl/cms/s/0/c2b6329a-9287-11e4-b213-00144feabdc0.html#axzz3X0EoSfCP
[vi] http://www.ft.com/intl/cms/s/0/c2b6329a-9287-11e4-b213-00144feabdc0.html#axzz3X0EoSfCP
[vii] http://www.president.ir/en/11515/printable

Adnan Oktar'ın Tehran Times & News Rescue'de yayınlanan makalesi:

http://www.tehrantimes.com/index_View.asp?code=246138

http://newsrescue.com/iran-turkey-and-the-future-of-the-middle-east/

2015-05-06 20:50:56

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top