Şah Fırat ve sonrası

Geçtiğimiz Pazar günü, dünya basını Türk tanklarının Suriye’ye girişini manşetten haber yaptı. Bu, birkaç zamandır planlanan ve Suriye’de yegane toprağımız olan Süleyman Şah türbesine yönelik bir “yer değiştirme” operasyonuydu.

Türkiye sınırının yaklaşık 37 km uzağında bulunan, 1921’de Ankara anlaşmasıyla Türkiye’ye ait olduğu belgelenen ve Lozan anlaşması ile teyit edilen Süleyman Şah türbesinin bulunduğu bölge, geçtiğimiz yıl Özgür Suriye Ordusu’nun denetiminden çıkmış ve IŞİD’in kontrolüne girmişti. O tarihten bu yana asker değişimi ve ikmal gibi konularda sorunlar yaşayan Türkiye için o bölgede bulunan askerin durumu ve tarihi emanetler oldukça riskli bir hal almıştı.

39 tank, 57 zırhlı araç, 100 araç ve 572 personel ile gerçekleşen bu operasyonla türbe Türkiye sınırına yakın bir noktaya taşındı ve askerlerimiz yurda sağ salim getirildi. Tartışmalar ise sürüyor: Acaba bu operasyonu kahramanlık olarak mı değerlendirmek gerekir, yoksa bir zorunluluk mu?

Operasyon, yabancı bir ülkenin topraklarında gerçekleşmesi, istihbari ve askeri alt yapısı bakımından kuşkusuz başarılı bir operasyon. Fakat elbette ki kendimize ait topraklardan çekilip kutsal emanetlerimizi bir başka yere taşıma zorunluluğu, olaya bir kahramanlıktan çok bir zaruret görünümü veriyor. Fakat bu zaruretin, Suriye’nin içinde bulunduğu korkunç şartlardan kaynaklandığını göz ardı etmemek gerek.

Bir kısım odakların bu operasyon nedeniyle eleştirilerini Türk hükümetine yüklemeye çalışmaları ise pek çok açıdan inandırıcılıktan çok uzak görünüyor. Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

Eğer türbe ve 38 Türk askeri o bölgede kalmış ve civardaki saldırılar nedeniyle zarar görmüş olsaydı, şu durumda Allah vermesin askerimizi ve toprağımızı kaybetmiş olmanın ceremesi bir yana, bütün sorumluluk Türk hükümetinin üzerine yüklenmiş olacaktı. Operasyonu eleştirenlerin, Suriye’deki toprağı ve askeri korumak için bir başka geçerli önerileri olmadığını göz önüne alırsak, uygulanacak yegane çözümün bu olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Suriye’deki Türk toprağı geniş çaplı provokasyonlara açık bir bölgedir. Türkiye’yi özellikle IŞİD’e karşı silahlı çatışmalara çekmeye çalışanların sayısı da az değildir. Türbeye yapılacak en küçük bir saldırı, Türkiye’nin kendisini aniden emrivaki bir Suriye savaşının içinde bulmasına neden olabilecektir.

Bölgeye giden yol Kürt bölgesidir ve PYD/YPG’nin kontrolü altındadır. Bu satırlarda daha önce bahsettiğimiz gibi PYD, Türkiye’nin 30 yıldır savaş içinde olduğu PKK’nın uzantısıdır, dolayısıyla Türkiye’nin Suriye topraklarındaki en büyük düşmanı konumundadır. Türkiye’yi IŞİD ile savaştırabilmek için en güçlü provokasyonun PYD tarafından gelmesi ise hiç de sürpriz olmayacaktır. Keza, Kobani olaylarından beri PYD, Türkiye’yi IŞİD ile savaşmaya zorlamış ve neredeyse tüm dünyayı bu konuda arkasına almıştır.

Dolayısıyla Suriye topraklarında istenmeyen bir savaşın öyle ya da böyle içinde olmamak ve YPG’ye bu konuda koz vermemek adına, türbenin başka bir noktaya taşınması isabetlidir.

Operasyonun ardından gündeme gelen “bundan sonra ne olur” sorusuna da bazı cevaplar vermek gerekir:

Türkiye’nin üzerindeki tehditlerden birisi kalktı ve şu durumda Türkiye IŞİD’e yönelik koalisyonda aktif olarak bulunacak ve İncirlik üssünü savaş uçaklarına açacak mı? Hayır. Türkiye hiçbir şekilde bir savaşa dahil olmayacak, IŞİD de Türkiye’ye hiçbir şekilde saldırmayacaktır. Musul’da IŞİD tarafından rehin alınan Türk konsolosluk görevlilerinin serbest bırakılması sırasında da bu konu gündeme gelmiş ama Türkiye hiçbir zaman koalisyona bu anlamda destek vermemiştir. Nitekim, IŞİD’e yönelik koalisyon güçlerinin sürdürdüğü savaş politikası ciddi şekilde başarısız olmuştur ve başarısız olmaya devam edecektir. Bu gerçek, geçen yıl Ekim ayında ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey tarafından da itiraf edilmiş ve yapılan hava saldırılarının başarıya ulaşmadığı ve bu strateji ile gelecekte de başarıya ulaşamayacağı açıkça ifade edilmiştir.1 Çok defa hatırlattığımız gibi, şiddet daima savaşı körükleyici temel unsurdur. Çözüm için, savaşın ideolojisini hedefleyen, hem IŞİD’e hem de bölge halkına yönelik bir eğitim politikası şarttır. Nitekim Washington da bu konuyu artık fark etmiş ve geçtiğimiz hafta Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, Obama’nın IŞİD’e karşı ideolojik bir savaş için uluslararası bir koalisyon oluşturma konusunda önderlik edeceği belirtilmiştir.2 Israrla üzerinde durduğumuz bu gerçeğin ABD tarafından da dile getirilmesi sevindiricidir ve Türkiye daima bu stratejide ısrarcı olacaktır.

PYD/YPG ile buzlar eriyecek, anlaşma olacak mı? Hayır olmayacaktır. Hükümet yetkililerinin açıkça ve defaatle belirttikleri gibi, Şah Fırat operasyonu sırasında türbeye geçiş yolunun kullanılması için YPG’den izin alınmış değildir ve bölgedeki hiçbir gelişme için de YPG’yle bir işbirliği söz konusu olmayacaktır. Nitekim Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın’ın da açıkça belirttiği gibi “YPG bir terör örgütüdür.”3

Suriye hükümeti ile ilişkiler değişecek mi? Suriye’de çözüm için, Suriye politikalarında değişikliklere gitmek elbette mümkündür. Fakat bunun için Esad’a yönelik değil, Rusya üzerinden bir düzenleme ve ittifak yapmak en doğrusudur. Eğer Türkiye, Suriye sorununun çözümünde bir aracı ülke olarak yer alabilecekse, Suriye politikasında düzenlemeler yapmak elbette doğru bir politika olacaktır.

Savaş çığırtkanlığı pek çok yerde sonuç vermiş olabilir. Fakat Türkiye, 600 yıllık bir imparatorluğun varisi olan, deneyimli ve aklı başında bir ülkedir. Müslümanlığın gereğine göre düşünür ve savaş değil barış için çözümler arar. Bu nedenle provokasyonlara asla alet olmayacak, kışkırtmalara boyun eğmeyecek ve mazlumların ölümüne sebep olan karanlık bir savaşın içinde yer almayacaktır. Şah Fırat operasyonu sonrasında bütün muhalefetin ve koalisyonun çıkarması gereken sonuç bu olmalıdır. 

1. http://news.yahoo.com/video/gen-martin-dempsey-isis-becoming-163245267.html
2. http://www.nytimes.com/2015/02/19/us/obama-to-outline-nonmilitary-plans-to-counter-groups-like-isis.html?_r=0
3. http://www.aa.com.tr/en/turkey/469491--turkey-no-contact-with-terrorist-ypg-in-shah-firat

Adnan Oktar'ın Arab News & & National Herald Tribune & Pakistan Observer & The Frontier Post'da yayınlanan makalesi:

http://www.arabnews.com/columns/news/711251

http://www.thefrontierpost.com/article/246455/understanding-turkey-s-stance/

2015-03-02 14:11:42

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top